GÜNÜMÜZ FIKIH PROBLEMİ OLARAK
ESTETİK AMELİYAT
ÖZET
Allah, insanı ve insanı çevreleyen varlıkları hayranlıkla seyredilmeye değer bir âhenk ve güzellik içinde yaratmış, insanı da cemal sıfatı ile estetik duygusuyla donatmıştır.
Allah insanı en güzel şekilde yaratmıştır. Onun makul ve mutedil ölçüler içerisinde süslenmesine, güzel görünmesine ve güzelliklerini korumasına izin vermiştir. Hz. Peygamber, güzel giyinme hakkında kendisine yöneltilen bir soruya “Allah güzeldir, güzelliği sever” şeklinde cevap vermiştir. Kendisi de hayatında daima temiz ve düzenli olmuş, sade ve güzel giyinmeyi, güzel koku sürünmeyi teşvik etmiştir.
Buna karşılık, Allah (c.c) insanın yaratılıştan gelen özellik ve şeklini değiştirmeyi, fıtratı bozmayı hedef alan tasarruf ve müdahaleleri yasaklamış, yaratılışı değiştirmenin şeytanın emrine uyma olacağını bildirmiştir.
Dünyada, en büyük harcama silahlara yapılmaktadır. İkinci büyük harcama ise kozmetik alanındadır. Bunun nedeni ise, insanların bazen psikolojik, bazen tedavi amaçlı, bazen de güzelleşmek uğruna bu alana yönelmeleridir. Hal böyle olunca acaba güzel görünmek veya vücuttaki ciddi şekil bozukluklarını gidermek için yapılan estetik ameliyatlara dinimiz nasıl bakmaktadır?
GİRİŞ
Bu çalışmada, Kur’an, sünnet ve içtihatlar çerçevesinde vücudun fıtrî yapısına müdahale ve onda bazı tasarruflarda bulunma şeklinde tezahür eden davranışlar değerlendirilecek ve konuya ilişkin görüşler ortak ölçü ve kurallar ışığında ele alınacaktır.
I.BÖLÜM
A-KAVRAMSAL BOYUT
Günlük konuşmalarda kısaca “Plastik Cerrahi” diye geçen tıp branşının asıl adı “Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi” dir, yani “Yeniden Yapım ve Onarım Cerrahisi” demektir.
Plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi halk arasında çok kolay anlaşılmayan, karşılığı çok iyi bilinmeyen üç kelimeden oluşmaktadır.
Şimdi bu kavramları kısaca tanıyalım:
1-Plastik cerrahi:
Plastik sözcüğü Yunancadan dilimize geçen “plastikos” dan gelmektedir. “Yoğrulabilir”, “şekil verilebilir” anlamına gelmektedir.
2- Rekonstrüktif cerrahi:
Latince “reconstruction” kelimesinden türetilmiştir. “Yeniden oluşturma” ve “onarım yapma” anlamına gelir.
Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi; tüm vücut yüzeyinde oluşan her türlü cerrahi problemle ilgilenir. Hedefi ise doğuştan ya da sonradan meydana gelen bozukluğa göre dokuların yeniden şekillendirilmesi ile bireye en iyi estetik görünümü ve fonksiyonu kazandırmaktır. Plastik cerrahi ameliyatları, vücudun herhangi bir bölgesi veya organı ile sınırlı olmayıp, saçlı deriden ayak tırnağına kadar vücudun tüm bölgelerinde uygulanabilir. Her yaş grubundaki hastaya hitap eder.
Yüz şekil bozuklukları, dudak damak yarıkları, kepçe kulak, kafa kemiklerindeki şekil bozukluğu, çocuklardaki doğum lekeleri, parmaklarda yapışıklık, fazla parmak gibi doğumsal şekil bozuklukları ile hayvan ısırması, iş ve trafik kazaları, yanık ve yüz siniri felci plastik cerrahinin ilgi alanını oluşturur.
3- Estetik cerrahi:
Güzellik veya Kozmetik cerrahi diye de geçer. Bu cerrahi bölümü daha güzel görünebilmek için vücudun yeniden şekillendirilebilmesi diye özetleyebiliriz.
Estetik cerrahi, (Güzellik) ilgilendiği alandaki organların işlevini bozmadan ya da bozuk işlevi varsa onu da düzelterek, o yapının daha güzel hale getirilmesini sağlayan bir bilim dalıdır.
Estetik cerrahinin ilgi alanları şöyledir: Burnun tüm estetik ve işlevsel bozukluklarının düzeltilmesi, yüz yenilenmesi ya da yüz gençleştirme ki bu yüz germe, göz kapağı, göz çevresi estetiği, ağız çevresi estetiğini içeriyor. Ayrıca alın germe, kaş kaldırma, göz kapağı bölgesinin tüm estetik işlemleri, botox ile kırışıkların düzeltilmesi, kepçe kulak, kulak kepçesindeki ve diğer bölgelerdeki problemlerin düzeltilmesi, çene büyütme ve küçültme operasyonları, derideki tüm izler ve bu izlerin giderilmesi, estetik meme operasyonları, memenin büyütülmesi, küçültülmesi, dikleştirmesi, deri altı yağ dokularının azaltılması, karın germe ve karın estetiği, bacak şekil düzeltilmesi, bacaktan yağ alınması, bacağın yağ ile kalınlaştırılması, implantlarla yani protezlerle yumuşak doku ile uygulanan şekil düzeltme ameliyatları, kalça ve uyluk implantları, cilt bakımı,lazerle yüzdeki kırışıklıkların ve lekelerin tedavisi, saç ekme ve lazer epilasyon oluşturur. Bu anabilim dalını adını Türkçe kelimelerle söylemeye çalışırsak şekil ilgilenen, yeniden yapan ve güzelleştiren ana bilim dalı olarak söylemek mümkün olur.
Medyada, plastik cerrahinin estetik yönüne ait haberler daha fazla yer aldığından dolayı, halk plastik cerrahları sadece estetik cerrahi yapan kişiler olarak algılamaktadırlar. Oysa plastik cerrahlar kliniklerde daha büyük oranda onarım cerrahisi (rekonstrüktif cerrahi) ile uğraşmaktadırlar.
B-TARİHSEL BOYUTU
Plastik Cerrahi dünyanın en eski cerrahi branşlarından biridir. Plastik ve estetik cerrahinin tarihçesi M.Ö. 600 lü yıllara kadar dayanmaktadır. Bu dönemlerden kalan belgelerde Hindistan’da ceza olarak kesilen burun ucunun kesildikten sonra nasıl tamir edildiği anlatılmaktadır.
Modern anlamda plastik cerrahi 19. yy da gelişmeye başlamıştır. Tarihte bilinen ilk cerrahi operasyon, meme küçültme ameliyatı olup 1669 yılında yapılmıştır. Gerçek anlamda başarılı ameliyatların başlaması ise 1900 lü yılları bulmuştur. Plastik cerrahi gerçek gelişmesini yaşanan savaşlarla özellikle 2. Dünya savaşı ile göstermiş, bu savaşlarda ortaya çıkan organ kayıplarındaki onarım uygulamaları ile iyice gelişmiştir. Antiseptik ve anestezi ilaçlarındaki gelişmeye paralel olarak plastik cerrahi, 19. yy.da yaygın bir şekilde uygulanabilir hale gelmiştir. Ama estetik cerrahiye asıl ilgi 20. yy’da başlamıştır. Estetik cerrahide bu uygulama iki gelişmeye dayanır.
Birincisi 20. yüzyılın başında gelişen kitlesel güzellik kültürüdür.
İkinci gelişme ise I. Dünya savaşında yaralanan, yanan veya kötürüm olan askerlerin rekonstrüktif cerrahiye gerek duymalarıdır. Bu gereksinim cerrahlara beceri ve deneyim kazanma fırsatı vermiştir.
II. BÖLÜM
A-KONUNUN KUR'AN-I KERÎM’DE İNCELENMESİ
Güzellik doğuştan gelen bir duygudur. İnsanlar güzel olmak ve güzel görünmek isterler. Ancak, fiziksel görüntülere ayrı bir değer atfedildiği ve “imagemaker/imaj yapıcılığın” öne çıktığı çağımızda hiç kuşkusuz güzellik fıtrattan gelen bir güdü olmaktan başka anlamlar da kazanmaktadır. Güzellik özgüvenin oluşmasında araç, özgüven ise başarılı olmada önemli bir özellik olarak görülmeye başlanmaktadır.
Bu noktadan hareketle estetik ameliyatlar genel olarak, ya dikkat çekmek, daha güzel görünmek ya da tedavi amacına yönelik olmaktadır.
İlk neden, yaratılıştan verilmiş olan özellik ve şekillerin değiştirilmesi anlamına geldiğinden İslam dininde, fıtratı bozma olarak kabul edilip yasaklanmıştır.
İkincisi ise tedavi amaçlı olduğundan İslam buna cevaz vermiştir.
Konunun Kur’ân-ı Kerimde zikredilen yönü ile ilgili ayet ise şöyledir:
لَعَنَهُ اللّٰهُ وَقَالَ لَاَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصيباً مَفْرُوضا وَلَاُضِلَّنَّهُمْ وَلَاُمَنِّيَنَّهُمْ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُبَتِّكُنَّ اً
اٰذَانَ الْاَنْعَامِ وَلَاٰمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّٰهِ وَمَنْ يَتَّخِذِ الشَّيْطَانَ وَلِياًّ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَقَدْ خَسِرَ خُسْرَاناً مُبيناً
“Allah o şeytana lânet etti ve o da, "Andolsun ki senin kullarından elbette belirli bir pay alacağım" dedi. "Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar. Yine onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse şüphesiz o, apaçık bir hüsrana düşmüştür.” buyrulmuştur.
B- KONUNUN HADİSLERDE İNCELENMESİ
Efendimiz (sav)’ de bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır:
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنْ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: لَعَنَ اللَّهُ الْوَاصِلَةَ وَالْمُسْتَوْصِلَةَ والنامصة و المتنمصة وَالْوَاشِمَةَ وَالْمُسْتَوْشِمَةَ
“İğreti saç ekleyene, eklettirene, dişleri seyreltene, seyrekleştirene, bedene dövme yapana, yaptırana da Allah lânet etsin!” buyurmuştur.
Binâenaleyh teknoloji ve cerrahî tıptaki gelişmelere paralel olarak günümüzde giderek yaygınlık kazanan ve tedaviden ziyade vücudun dış görünüşünü güzelleştirmeyi amaçlayan estetik ameliyatlar hakkında, klasik fıkıh literatüründe özel bir açıklamanın bulunmayışı gayet doğaldır. Ancak vücuda yapılan estetik veya tıbbî müdahalelerle ilgili bir takım hadislere ilâve olarak sünnette ve fıkıh kültüründe yer alan bazı açıklamalar bu konuya ışık tutacak niteliktedir.
Hz. Peygamber döneminde Arfece adlı sahabenin savaşta burnu kopmuş, yerine gümüşten sunî bir burun yaptırmıştı. Ancak bu gümüş burnun koku yapması üzerine Hz. Peygamber bu sahabenin altından burun yaptırmasına müsaade etmiştir. Burada Allah’ın yarattığı şekli değiştirme değil ihtiyacın bulunması ve tedavi amacı söz konusudur.
C- KONUNUN FETVA KURULLARINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
İslâm Konferansı Teşkilâtı'na bağlı İslâm Fıkıh Akademisi’nin (Mecmau'l-Fıkhi'l-İslâmî) estetik ameliyatı yaptırmak caiz midir? sualine verdiği cevapta,
Bu probleme muhatap olan insana göre değişir:
1.durum: Bir kaza ya da hastalık vs sebeple beden sureti zarar görmüştür. Bu durumda olanlar sağlıklı hallerine dönmek isterlerse onlar için estetik ameliyat caizdir.
2.durum: Eşlerden birinin normal olmayan bir vücut görüntüsüne sahip olması halinde müneffir halden kurtulup eşine mutluluk vermek için estetik ameliyat yaptırması. Hükmü ihtilaflıdır. Boşanma hali oluşacaksa estetik tedavi gerektiği kadarıyla caizdir.
3.durum: Bir kusurun tedavisi için değil güzelleşmek, etkileyici olmak, beğenilmek vs. sebeplerle estetik ameliyat olmak. İman ve salih amel tadilatına ihtiyacı vardır. Bu fiil kebiradır.
Din İşleri Yüksek Kurulu, dini soruları cevaplandırma komisyonunca hazırlanan 28.11.2002 tarihli "Estetik Ameliyat" konusundaki rapor görüşüldü. Yapılan müzakereler sonunda:
İslâm dini, insana özel bir yer vermiş, yaratılış gayesinden başlayarak insanın, dünya hayatından ölüm ve ötesine, bireysel yaşayışından sosyal etkinliklerine, ruh ve duygu aleminden beden ve şekline kadar hayatının her safhasıyla ilgilenmiştir. Kur'an-ı Kerim'de insanın yeryüzünde çeşitli nimetler, imkanlar ve güzelliklerle donatıldığı bildirilmiştir.
Buna karşılık İslâm'da, insanın doğuştan getirdiği özellik ve şeklinin değiştirilmesi ve bu amaçla yapılacak her türlü estetik ve tıbbî müdahale hoş karşılanmamış; fıtratı bozmayı hedef alan müdahaleler olarak kabul edilmiştir. Fıtratı bozmayı, yaratılışı değiştirmeyi hedef alan tasarruf ve müdahaleler ise, yasaklanmıştır.
Estetik ameliyatlar genel olarak, ya dikkat çekmek, daha güzel görünmek ya da tedavi amacına yönelik olmaktadır.
Dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla, yaratılıştan verilmiş olan özellik ve şekillerin değiştirilmesi İslâm dininde, fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri yontarak seyrekleştirmek gibi ameliyeleri, yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanları ve yaptıranları kınamıştır. Buna karşılık vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olabilecek, bir anormallik veya fazlalık bulunursa, bunun ameliyatla düzeltilmesi, fıtratı bozmak değil, bir tedavi işlemidir. Tedavi amaçlı olarak yapılan estetik müdahalelere ise dinimizde izin verilmiştir. Nitekim Arfece adlı sahabî, bir savaşta burnu kopunca, gümüşten bir burun yaptırmış, bunun koku yapması üzerine, altından bir burun yaptırılmasına Hz. Peygamber müsaade etmiştir. Buna göre hastalık sebebiyle saçları dökülenler, kaza sonucu burun, kulak, göz gibi organlarını kaybedenler veya vücudunda doğuştan ya da sonradan meydana gelen şekil bozuklukları bulunanların estetik ameliyat yaptırmaları bir tür tedavi olup, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirilemez.
Yukarıda zikredilen açıklamalar ışığında; estetik ameliyatın;
a) Salim fıtratı bozmak kastı olmamak,
b) Yapılmasında bir yarar veya yapılmamasında mevcut bir zarar bulunmak,
c) Hile, aldatma veya karşı cinse benzeme kastı bulunmamak,
d) Hukukî karışıklığa ve yanlış anlamaya yol açmamak kaydıyla bir tür tedavi olarak yaptırılmasında sakınca olmadığına karar verildi.
Hayrettin Karaman’a göre:
İnsanoğlunun normal sayılan, hem kendini hem de başkalarını rahatsız etmeyen bir şekli, bir yapısı vardır. Ama bazı çocuklar bazı organları eksik veya fazla olarak yahut da normale göre daha büyük, küçük, eğri vb. şekilde dünyaya gelebilir. Böyle şeyler doğduktan sonra da meydana gelebilir. Normal olmayanı normal hale getirmek için gerekeni yapmak yasak (haram, mekruh) değildir; tıpkı hastalık gibi bunlara da müdahale edilir ve düzeltilir; yani böyle bir teşebbüse ve sonuç alınmasına Allah izin verir. Estetik ameliyatını ikiye ayırmak gerekir.
a)Modaya uyarak normal olan bazı organları değiştirmek.
b) Normal olmayan, kişiyi maddi veya psikolojik olarak rahatsız eden anormallikleri düzeltmek.
Bu iki çeşit operasyondan birincisi haram, ikincisi ise caizdir, tedavi olarak kabul edilmesi gerekir.
Faruk Beşer’e göre:
Allah, bu dünya sahnesinde herkese rolüne göre bir biçim ve tip vermiş ve o rolü adeta en iyi oynamasını istemiştir. Zaruret yokken tipini ve biçimini değiştirmeye kalkışan, bununla verilen rolü kabul etmediğini ihsas etmiş olur. İşin bir yönü budur. Diğer yönü israfla ilgilidir, İslâm’da harcama, kazanmanın fonksiyonu değildir. Yani kazanan, kazandığını istediği gibi harcama yetkisine sahip değildir. Her devirde gerekli tedavi ve ameliyat masraflarını karşılayamadığı için ölen binlerce insan varken, "Komşusu aç iken sabahlayan bizden değildir" prensibini koyan İslâm'ın, güzelleşmek için yapılan estetik ameliyatlara yüz milyonlar verilmesini onaylaması elbette beklenemez. İşin bir başka yönü daha vardır: Estetik ameliyat yaptıranlar genellikle kadınlardır ve bunu genellikle başkaları için yapmaktadırlar. Halbuki, İslâm kadının, kocasından başkaları için süslenmesini yasaklamıştır. Yabancılara görünmeyen, yani müslümanca yaşayan bir kadın buna zaten ihtiyaç duymayacaktır. Ancak yasak olan ameliyat, fıtratı bozan ve güzelleşmek için yapılan olunca, her nasılsa bozulan fıtratı düzeltmek ve zaruretten ötürü tedavi olmak maksadıyla yapılan ameliyatlar caiz görülmüştür.
Süleyman Ateş’e göre:
Zorunlu ise estetik ameliyat yapmakta, bir kusurunu estetikle düzeltmede bir sakınca yoktur. Ama gereksiz olarak vücudun şurasıyla burasıyla oynamanın gereği yoktur.
Yusuf Kardavi’ye göre:
İnsanlara daha güzel görünmek için yapılan estetik ameliyat haram kabul edilen bir fiildir. İnsanın, doğuştan getirdiği tabii güzelliğini ve yapısını değiştirmeye hakkı yoktur. Bu vücut bize bir emanettir. Öyleyse onda ancak emanet Sahibi'nin gösterdiği istikamette tasarrufta bulunabiliriz. Nasıl ki, intihar etmemiz, bir organımızı imha etmemiz, parayla kanımızı satmamız vs. caiz değildir. Aynen bunun gibi Cenâb-ı Hakk'ın ihsan ettiği organlarımızın daha güzel olması için, onların şeklini değiştirmemiz veya onları büyültüp küçültmemiz haramdır. Bu tür ameliyatlar için dökülen yığınla para da israftır. Dünyada bunca fakir insan varken, birilerinin daha güzel görüneceğim diye estetik ameliyatlara dünya kadar para dökmesi dinen caiz olmadığı gibi, bunun vicdanen ve insaniyeten de kabul edilebilir bir yanı yoktur.
Fakat ister yaratılış itibarıyla, isterse trafik veya iş kazası gibi değişik yollarla insanda normal olmayan fizikî bir bozukluk oluştuysa, bu arızayı düzeltme adına yapılacak işlem bir tedavi sayılır ve bu muamele fıtratı bozmak değil, onu aslî hâline çevirmektir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, şahısların kendi fikirlerinden ziyade, uzman ve dindar doktorların görüşlerine müracaat etmektir. Aksi takdirde heva ve hevesler fikir suretine girerek zaruret miktarınca caiz olan böyle bir uygulamanın kapısı ardına kadar açılmak suretiyle günahlara girilebilir.
Meselenin bir de psikolojik yönü vardır. Yani yaratılış itibarıyla organlarda bir bozukluk yoktur. Normal bir şekilde faaliyetlerini yerine getiriyorlardır. Ancak vücudun bir yanı veya herhangi bir organ görünüş itibarıyla insanı ciddî rahatsız edecek, onun psikolojisini bozacak ve aşamayacağı ruhi rahatsızlığa sebebiyet verecek bir görünümdedir. Böyle bir durumda da yapılacak müdahale o organı fıtrat-ı aslîyesine irca (döndürme) olarak görülmelidir. Ancak bu tür durumlarda çok dikkatli olunmalı ve mesele bir tedaviden çıkartılarak tamamen bir estetik mülahazaya bağlanmamalıdır. Ve yine önemsiz olan, insanlar tarafından da normal kabul edilen organlardaki ufak-tefek görünüş değişiklikleri daha güzel görüneyim mülahazasıyla ameliyata tabi tutulmamalıdır. Yoksa böyle bir durumda kişi günaha girmiş olur.
Ali Rıza Demircan’a göre:
İslâm Dini güzelleştirmek maksadıyla Allah'ın yarattığını değiştirmek gibi Şeytan'dan ve Şeytanlaşmış arzulardan kaynaklanan bütün işleri yasaklamış; haram kılmıştır. Bu umumî kaide, estetik ameliyatların da yasaklanış sebebidir.
Maddeci kültürün, sömürücü ve şehvetlere açık hayat tarzının sürüklediği faydasız işlerden başlıcası olan güzelleşme amaçlı yüz, burun, göğüs ve kalça ameliyatları gerçekten yaratılışla çatışmak, ilâhî hikmet ve takdire başkaldırmak, lüzumsuz masrafları üstlenerek israf etmek ve pek büyük bir nimet olan sağlıkla oynamaktır. Ayrıca genç ve güzel görünmeye çalışarak insanları aldatmaktır.
Ancak kişiyi bunalımlara iten, toplum arasına çıkmasını engelleyen, acı çektiren çirkinlikleri gidermek için yapılacak ameliyatlara cevaz/onay verilebilmektedir
Nureddin Yıldız’a göre:
Estetik ameliyat: İhtiyarlığı gidermek için yapılan estetik ameliyat caiz görülmemiştir. Bunun dışında, normalde bulunmayan ilave parmağın giderilmesi, çok büyük bir burnun küçültülmesi gibi durumlarda estetik ameliyat caizdir. Yağ fazlalığını aldırmada da kural böyledir; tıbben gerekli olan bir alma ile güzel görünmek için yağ aldırma arasında böyle bir fark vardır.
Beden Üzerinde Yapılan Değişiklikler
Dövme Yaptırmak
Dövme, bir boya maddesinin çeşitli tekniklerle alt deri yüzeyine kadar işlenmesidir. Dövme yapılırken is, çivit, bitki özleri, kına, safran gibi malzemeler kullanılır. Deride yarıklar oluşturularak bu malzemeler iğne ve benzeri araçlar yardımıyla yarıkların içine işlenir. Anlaşılacağı gibi dövme oldukça zahmetli ve acı verici bir iştir. Bazı toplumlarda suçluları ve köleleri tanımak amacıyla kullanılan dövme; kimi toplumlarda dinsel-büyüsel amaçlı kullanılmıştır.
Kalıcı dövme yapılacak bölge kıldan ve tüylerden arındırılır. Çünkü yoğun tüy ve kıllar boya tutar ve dövme yapımı sırasında temizlemeyi ve dövmenin gözükmesini engeller. Daha sonra dezenfeksiyon sıvılarıyla temizlenir. Transfer sıvısı sürülür. Yapılacak dövmenin hazırlanan şekli vücuda geçirilir.(Transfer çıkartılır) Bedene geçirilen bu şekil iğne vasıtasıyla deri altına zerk edilir.
İslamın, dövmeye bakış açısını incelediğimizde örneğin Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, vücuda iğneler batırılıp, açılan deliklere boyalı maddeler konularak yapılan dövme, eski çağlardan beri yapılan bir cahiliye âdeti olup, sağlık açısından zararlı olduğu gibi, dinen de yasaklanmıştır. Nitekim dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla, yaratılıştan verilmiş olan özellik ve şekillerin değiştirilmesi İslâm dininde, fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri incelterek seyrekleştirmek gibi ameliyeleri, yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanların ve yaptıranların Allah’ın rahmetinde uzak olacağını bildirmiştir. Dolayısıyla dövme yaptırmak caiz değildir.
Dövme yaptırmak dinimizce yasaklanmış olmakla birlikte, deri üzerinde suyun alta ulaşmasına engel olacak bir tabaka oluşturmadığı için gusül ve abdeste engel değildir. Vücudunda dövme bulunan bir kimse mümkünse, sağlığına zarar vermeyecek yöntemlerle onu ortadan kaldırmalıdır. Bu mümkün olmazsa Allah’tan bağışlama dilemesi, yaptığına pişmanlık duyması gerekir. Yapıştırma yöntemi ile deri üstüne yapılan geçici ‘dövme’ ise suyun deriye ulaşmasına mani olacağından gusül ve abdeste engel olur.
Dövme yaptırma Hz Peygamberin hadislerinde yasaklanmıştır. İslam âlimleri de bunu Allah’ın yarattığı şekil ve surette kalıcı değişiklik meydana getirdiği için caiz görmemişlerdir. Hatta başta Şafiiler, olmak üzere bir grup alim, dövme yapılan yerde biriken kanın necis olduğunu, dövmeyi yok etmenin vacip olduğunu da ilave ederler.
Hayreddin Karaman: Hz. Peygamber (s.a.v.) vücuduna dövme yaptıran ve yapana lânet etmiştir. Ayrıca hocamızın kendisine sorulan suale verdiği cevapta “Müslüman olmadan önce dövme yaptırmış, sonra bunun caiz olmadığını öğrenmiş bulunan arkadaşınızın, "bu dövme, haç gibi batıl bir din sembolü veya ahlaka aykırı çirkin bir şekil olmadıkça" onu kazıtmasına, yok ettirmek için eziyete girmesine gerek yoktur. Dövme deri altına renk veren bir madde yerleştirilerek yapıldığı için deri üstüne suyun temasına engel olmaz. Bu sebeple arkadaşınızın abdesti ve guslü olur; dövme bunlara zarar vermez, engel olmaz.
Süleyman Ateş: Zorunlu olmadıkça dövme yaptırmamak gerekir. İnsan, Allah’ın yarattığı biçimi korumalıdır. Yalnız vücudunda bir çirkinlik varsa onu düzeltmek için müdahalede bulunabilir. Dövme güzelleştirmez çirkinleştirir. Bu bir özentidir. Ancak dövme abdeste ve boy abdestine engel değildir.
Faruk Beşer: İnsanın bedeni dahi, kendinin istediği gibi kullanabileceği malı değildir, Allah’ın (c.c.) ona bir emanetidir. Vücudunda kalıcı dövme yapmak, Allah’ın yaratışını beğenmeyip bozmak ve emanete hıyanet etmek sayılır. Bu sebeple Allah Rasulü (s.a.v.) vücuduna dövme yaptıran ve bu işi yapan/icra eden insanların lanetlik oldukların bildirmiştir. Bu yüzden dövme yapmak ya da yaptırmak kötü bir günahtır. Kötü olmasının sebeplerinden birisi de, bundan dönüşün mümkün olmamasıdır. Böyle bir operasyonun yasak olmasının sebeplerinden birisi de her halde, sağlığa zararlı bir uygulama oluşudur. Nitekim son zamanlarda tabipler tarafından bunun zararları ile ilgili çok şeyler söylendi.
Üzerinde dövme bulunanın namazı olmaz diyenler, dövmenin deriye işlenmiş olması sebebiyle, altına su geçirmeyeceği, bu yüzden de abdest ya da gusle engel olacağı varsayımıyla bunu söylemektedirler ki, bu doğru değildir. Çünkü böyle bir durumda suyu ulaştırabildiği yere kadar ulaştırması yeterlidir. Ancak dövme, çok zor olmayacak bir yolla çıkarılabiliyorsa çıkarılmalıdır.
Saç Eklemek
Halil Günenç: Saçlara insan saçı eklemek haramdır.
Saç takma meselesinde âlimler ihtilâf eder.
İmam Mâlik, Taberî ve diğer bir kısmına göre, her ne surette olursa olsun iğreti saç takmak haramdır. Bunda, deliller Müslim'in Hz. Câbir'den kaydettiği:زَجَرَ النَّبِىُّ اَنْ تَصِلَ الْمَرْأةُ بِرَأسِها “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), kadının başına bir saç takmasını yasakladı” hadisidir. Efendimiz yine bir hadisinde “İğreti saç ekleyene, eklettirene, dişleri seyreltene, seyrekleştirene, bedene dövme yapana, yaptırana da Allah lânet etsin!” buyurmuştur.
LeysİbnuSa'd: "Bu yasak, saça saç takmayla ilgilidir; saça yün, ipek, bez parçası gibi başka bir şey takmak câizdir" demiştir.
Kadı İyaz da buna yakın hükümler beyan eder.
Ebû Ubeyd de fukahanın saç olmayan şeylerin takılabileceğine fetva verdiğini nakleder. Şu halde bu meselede yasak, saça saç takmadadır.
Şafiîler, kocasının izni ile kadınlar, saçlarına temiz olmak şartıyla hayvan saçı takabileceğini söylemiştir. Ancak kaydedilen bu hadisler mutlak olduğu için, kayıtlı şekilde ruhsat verenlerin aleyhine delil olmaktadır.
Takma saç kullanmanın haram kılınması umumiyetle üç illete bağlanır:
1-Kötü kadınlara benzemek.
2-Allah'ın yarattığı şekli değiştirmek.
3-Kadının takma saçla gurura düşmesi.
Hariçten bakılınca ilave olduğu hemen anlaşılacak ve dolayısıyla kadının gururunu düşürmeyecek neviden yün, ipek, bez gibi saç dışı şeylerden yapılan takmalar haram kabul edilmemiştir.
Peruk Takmak
Diyanet İşleri Başkanlığı peruk takma ile ilgili olarak, ergenlik çağına erişmiş Müslüman hanımların el, yüz ve ayakları dışında kalan kısımlarını aralarında dinen evlilik caiz olan erkekler yanında örtmelerinin dinin ana kaynaklarında yer alan ve bugüne kadar da Müslümanlarca dini bir gereklilik olarak görülen bir konu olduğunu belirtti.
Ayrıca İslam dininin örtünmenin şekli konusunda bir hüküm getirmediği bunu örfe bıraktığı vurgulandı.
Özellikle üniversitelerde yaşanan türban krizi nedeniyle peruk takarak eğitime devam eden kişilerin davranışlarının caiz olup olmadığı yönündeki açıklama şöyle devam etti:
"Peruk takılmasıyla ilgili olarak Hz. Ebu Bekir'in kızı Esma'dan nakledilen bir hadis-i şerifte Resulullah Efendimiz; başkasının saçını takan ve taktıranı kınamış ise de burada örtünme amaçlı değil, başkalarını kandırma amaçlı olarak peruk takma kınanmıştır.
Yusuf Kardavî: Evde dahi olsa peruk takmak haramdır. Çünkü böyle kimseler lanetlenmiştir. Peruk kişinin saçları için kesinlikle örtü olamaz. Açık sarih naslara aykırı olduğundan takılması haramdır. “Başörtülerini yakalarına alsınlar” (ayet). Hiç kimse peruğun başörtüsü mesabesinde olduğunu savunamaz. Kadınlara haram olduğuna göre erkeklere haydi haydi haramdır.
Faruk Beşer: Peruk olarak insan saçından başka bir şey kullanmasına izin verilmiştir.
Peruk kullanmanın yasak oluşu, iki sebebe bağlanmıştır:
1.İnsanın bir parçası olan saçın yedek parça gibi bir başkasına takılması ve bu sebeple insana karşı gösterilen saygısızlık.
2.Başkasının saçıyla kendisini saçlı gibi gösterip karşısındakileri kandırma.
Halil Gönenç: Peruk takmak haramdır. Bir kadın kel olursa bitki, hayvan tüyü veya başka şeylerden yapılmış peruk takması veya örgülerine ekleme yapması caizdir.
Hayreddin Karaman:Rasûlullah'ın menettiği ve lânetlediği şeylerden birisi de saçı dökülen veya dökülmeyen kimselerin başlarına başkalarının saçlarını koymaları veya bunları eklemeleridir. Peruk eskiden daha çok insan saçından yapılıyordu, şimdi sentetik elyaf vb'den de yapılıyormuş. Hz. Peygamber (s.a.v.) kadınlara, bir başka kadının saçını başlarına koymayı veya saçlarına eklemeyi yasaklamış, her kadının kendi saçı ile var olmasını istemiştir. Bir mazeret sebebiyle başa saç eklenecekse bunun da insan saçı olması menedilmiş; yün, pamuk vb. nesnelerden yapılan saç benzeri şeyler olmasına ise izin verilmiştir. Ancak bu saç benzeri nesneler de yabancı gözlerden sakınılacak ve uygun örtü ile kapatılacak, ancak eşe ve nikah düşmeyen akrabaya gösterilebilecektir.
Kadın ve aile ilmihali: Peygamberimiz (s.a.v.), ifade buyurduğu hadis-i şeriflerinde kadınların, saçlarına saç eklemelerini, bir başka kadının saçını başlarına koymalarını yasaklamış, her kadının kendi saçıyla var olmasını istemiştir. Her ne kadar bir mazeret sebebiyle, insan saçı dışında pamuk, naylon vs. nesnelerden yapılan saç benzeri şeylerin kullanılmasına Hanefi mezhebinde izin verilmiş olsa da, bunlar da bir örtü ile kapatılacak ve ancak kocaya ve nikah düşmeyen akrabaya gösterilebilecektir. Peruğu saçın üzerine takıp bunu başörtüsü niyetine kullanmayı düşünmek bir yanlışlıktır; çünkü kullanılan peruğun görüntü ve şekil itibarıyla saçtan bir farkı yoktur. Hatta kullanılan peruk, kadını daha da çekici hale getirebilmektedir. Dolayısıyla zaruret halinde bazı zaman ve mekanlarda takılabileceği nazarda tutulsa bile, normal şartlarda peruk takmak caiz değildir.
Saç Ektirmek
Hayreddin Karaman: Kendisine yöneltilen soruya verdiği cevapta şunları söylemektedir: “Saçsızlık yüzünden maddi veya psikolojik olarak rahatsız olan bir kimse başına saç ektirebilir. Bu bir nevi tedavidir ve caizdir. Ekilen, yapıştırılan saçı yerinden çıkarmak imkânsız veya zor ise yıkanırken suyu bunun üzerinden geçirmek yani kendi saçı gibi üzerinden yıkamak yeterli olur.”
Süleyman Ateş: 22 Yaşında, saçsız olan ve bu durumundan psikolojik olarak rahatsız olduğunu söyleyen bir gence cevaben şöyle cevap vermiştir: “Saçsızlık durumunuzdan rahatsızlık duyuyorsanız saç ektirmenizde hiçbir sakınca yoktur. Saç ektirmek kusurlu bir görünümü kapatmak içindir. Zaten insan saçlı olarak doğar. O halde saç ektirmek doğallığı bozmak değil, doğal hale dönmeye çalışmaktır. Kur’ân’ın neresinde “saç ektirmek günahtır,” deniliyor? Kur’ân, insanların güzel görünmesini önlemez, tam tersine teşvik eder. ”
Faruk Beşer:Bu meselenin, aynıyla Kurân-ı Kerim’de ya da sünnette bulunmayacağı açıktır. Çünkü bu, yeni bir tekniktir. Ancak sünnette, yani Allah Rasulü’nün (s.a.v.) uygulamasında hükmü var olan, insandan insana saç naklidir. Buna bir bakıma insan saçından yapılan peruk kullanma da diyebiliriz. Hz. Peygamber’in kesinkes yasakladığı budur ve biz bunu başka bir yazımızda anlatmaya çalıştık. Orada uzunca anlattığımız gibi, peruk kullanmanın yasak oluşu, iki sebebe bağlanmıştır: 1.İnsanın bir parçası olan saçın yedek parça gibi bir başkasına takılması ve bu sebeple insana karşı gösterilen saygısızlık. 2.Başkasının saçıyla kendisini saçlı gibi gösterip karşısındakileri kandırma.
Görüleceği üzere, peruk kullanmakla, saç ektirmenin benzer yönleri olduğu gibi, farklı yönleri de vardır ve bu sebeple saç ektirme de peruk kullanma gibi kesin haramdır demek mümkün değildir. Çünkü saç ektirme bir defa insanın kendi saçıyla yapılan bir ameliyedir. İkinci olarak, kalıcı olup bir bakıma kandırma anlamı içermeyebilir. Üçüncü olarak, yine bir bakıma tedavi sayılabilir. İşte bu sebeple saç ektirmenin kesin haram olduğu söylenemez.
Ancak bir ölçüde farklı görünme, bir bakıma da estetik bir ameliye sayılabileceği için tamamen masum ve helal da olmamalıdır. Bu sebeple biz bu konunun son hükmünü verme durumunda değiliz, ama haram olmasa da bir kerahet/mekruhluk içerdiğini, kendinden emin olan ve olduğundan başka türlü görünme gereği duymayan insanların buna ihtiyaç duymayacağını, yapılmaması halinde hiçbir gayri meşruluk yapılmış olmayacağını, ama yapılması durumunda en azından bir şüphe taşıdığını söyleyebiliriz.
Gusül ve abdeste gelince, ektirilmiş saçın bunlara mani olduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü deriye işlenen saç kökleri olsa dahi, temizleme görevi onların üzerine intikal eder ve üzerinin yıkanmasıyla abdest ya da gusül tamam olmuş olur. (Allahüalem)
Hamdi Döndüren: Dökülen saçların yerine kişinin kendi bedeninden veya başkasından alınan saçların nakledilmesi işlemi bir çeşit organ ve doku nakli niteliğindedir. Ekilen saç, kişinin kendi saçı gibi olur. İhtiyaç duyan kimsenin böyle bir yöntemden yararlanması caiz olur.
Ahmet Şahin: Kendisine yöneltilen bir soruya şöyle cevap vermiştir: “Bir saç ekme uzmanının bana verdiği bilgiye bakılırsa, enseden alınıp baştaki çıplak yere ekilen saçlar gusle, abdeste mani olmazlar. Bu konuda emin bir şekilde konuşan uzman verdiği misalde şöyle dedi:
- Bizim ektiğimiz saç, tıpkı toprağa diktiğimiz fidan gibidir. Nasıl ekilen fidanlar dikildiği toprağın sulanmasına, üzerine inen suyun toprağı ıslatmasına mani olmazsa, bizim başın çıplak derisine diktiğimiz saçlar da aynı şekilde başın derisinin ıslanmasına engel olmaz, dolayısıyla başı yıkamada bir engel çıkmaz. Oradaki saç, dökülmeden durum ne ise, saç ekilince de durum aynı olur, gusle mani bir durum meydana gelmez.”
Saçı Boyatmak
Yusuf Kardavi:Konuyla ilgili beyanı şöyledir: “Saç veya sakal boyamak da süs konusuna girer. Ehli kitaptan Yahudi ve Hıristiyanlar, bilhassa dinlerinde mutaassıp görünen papaz ve ruhbanların yaptığı gibi, güzel görünme ve süslenmenin ibadetlere zararlı olduğu zannı ile saçı boyayarak aslî rengini değiştirmekten kaçınırlardı. Resûlullah da Müslümanların iş ve görünüşte müstakil bir şahsiyete sahip olmaları için başka bir topluluğun taklit ve tamamen takip edilmesini yasaklamıştır.
Ebû Hureyre’den rivayetle efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: Yahudi ve Hıristiyanlar saç boyatmazlar; onlara muhalefet ediniz. Sahabelerin şahsi yaşayışlarının da delalet edeceği gibi bu emir, mecburiyet değil, ihtiyar ifade eder. Zira sahabenin Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gibi bazıları, saçını boyamış, Hz. Ali ve Ka’b b. Enes gibi bazıları da boyamamıştır.”
Hayreddin Karaman: Peygamberimizin (s.a.v.) çağında Yahûdi ve Hıristiyan ihtiyarları ağaran saç ve sakallarını boyamazlardı; onlara benzemesinler diye yaşlı sahabeler boyamaya teşvik edilmişlerdir.
Boyanın rengi üzerinde durulmuş, siyaha boyamanın cevazı tartışılmıştır. Kına kırmızısı ve kırmızı-siyah karışımı nebâti boyalarla boyamak ittifakla caizdir. Kadınların siyaha boyamaları umumiyetle caiz görülmüştür. Rasûl-i Ekrem'in, kâfirlere benzememek için saç ve sakal boyama emri "teşvik emri" olarak telâkki edilmiş, bu sebeple Ebu Bekr, Ömer gibi sahâbîler boyamış, Ali, Ubey, Enes (r.anhum) gibi sahâbîler ise boyamamışlardır.
Süleyman Ateş: Saç boyatmak caizdir. Peygamberin kendisi, o zamanki doğal boya olan kına ve ketem ile sakalını boyadığı gibi birçok sahabisi de onlardan sonra gelen kuşakların bir kesimi de, ihtiyarlığı gizlemek, genç görünmek için saç ve sakallarını boyamışlardır. Güzel görünmek özellikle kadınların tutkusudur. Hz. Peygamber de buna teşvik etmiş, Ebu Bekir’in 90’lık babası Ebu Kuhafe’yi bembeyaz sakalıyla görünce onun sakalının, yaşına uygun bir boya ile boyanıp ihtiyarlığının gizlenmesini emretmiştir.
Dişlerin Şeklini Değiştirmek
Halil Günenç: Dişlerin şeklini değiştirmek, törpületmek caiz değildir, haramdır.
Hayreddin Karaman: Hz. Peygamber (s.a.v.), (normal) dişleri yontarak şeklini değiştiren ve bunu yaptırana lânet etmiştir.
Tıbbî ve estetik bakımlardan normal olan dişleri, moda olan şekle uydurmak için söktürüp yaptırmak caiz değildir.
Faruk Beşer: Zarar ve ızdırap veren eğri ve bozuk dişini aldırmak ya da düzelttirmek, fıtratı değiştirme sayılmayacağından caizdir, denmiştir.
Kaş Aldırmak
Nureddin Yıldız: Kaş aldırmak caiz değildir. Yalnız kadının kaşları onu erkek gösterecek kadar aşırı ise onlara müdahale edilebilir.
Tüy Yolma
Faruk Beşer: Bir hastalık sebebiyle (hormon bozukluğu vb.) kadının yüzünde ve bıyığında erkek sakalı gibi kalın tüylerin bitmesi halinde onları yolmak fıtratı bozmak değil, aksine bozulan fıtratı tedavi etmek olacağından caizdir.Hatta İbn Abidin’in dediğine bakılırsa müstehaptır. Fakat tabiî olarak her kadının yüzünde ve ayağında bulunan ayva tüylerini yolmak caiz değildir.
Epilasyonla Tüy Alma
Faruk Beşer: Epilasyon, iğne vb. ile tüy diplerinin yakılması ve tüylerin tekrar çıkmasının önlenmesi operasyonuna verilen addır. İşin uzmanlarından öğrendiğimize göre, özellikle yüzlerde ve hormon vb. bozukluğu sebebiyle anormal olarak biten kıllarda uygulanır. Ayva tüyü gibi ince ve tabii tüylerde uygulaması hem zor hem de tam isabetli değildir.
“Yüzünden (kaşlarından) tüy yolana ve yoldurana Allah lanet etsin” hadisinde “fıtrat” meselesi ve bir de “güzellik” kaydının bulunması fıkıhçıların dikkatini çekmiş ve bu iş, tabi’i ve normal olan tüyleri, dolayısıyla kaştaki kılları yolmak için değil de kadının yüzünde anormal olarak biten, tabiî görünümünü bozan kılları yolmak ve onu normal fıtrata getirmek için yapılırsa caizdir.
Makyaj- Tırnak Boyama
Süleyman Ateş: Caizdir. Abdeste, namaza engel değildir.
Yusuf Kardavî: Tırnak boyası abdest suyunun cilde ulaşmasını engeller. Bu nedenle alınan abdest sahih olmaz. Bu haliyle namaza devam etmesi de imkansızdır.
Süleymaniye Vakfı: Oje sürmek de makyaj yapmak da saç boyamak da günah değildir! Allah kadınları süslenmeye meyilli yaratmıştır. Fakat O, bu süslenmeyi “belli şartlar” altında serbest bırakmıştır. Bir bayan makyaj yapabilir, saçlarını boyayabilir fakat bunu herkese gösteremez! Herkese güzel ve çekici görünemez.
Bir Müslüman kadının yabancı erkeklere süslenerek ve makyajlı bir şekilde gözükmesi dinimizce yasaklanmıştır. Nur suresinin 31. ayetinde kadınların, süslerini kimlere gösterip kimlere gösteremeyeceği açık bir şekilde bildirilmiştir.
III. BÖLÜM
A -GÖRÜŞLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE TERCİH
İslam, insana özel bir önem vermiş, ilk yaratılış amacından başlamak suretiyle dünya hayatından ölüm hayatına, bireysel yaşantısından sosyal hayatına kadar hayatın her aşaması ile ilgilenmiş onu saygın ve şerefli bir mevkide görmek istemiştir. Kur’ân-ı Kerim’de ise yeryüzünü çeşitli güzelliklerle süslediğini ve insanoğlu için dünyada birçok güzelliğin yaratıldığını ifade eder. Ancak, Kur’ân-ı Kerim bütün bu nimet ve güzelliklerin geçici olduğunu Allah’ı tanımaya, O’na kulluk olmaya sebep olduğu takdirde bir anlam kazanacağını; aksi takdirde Allah’ı unutup ta dünyayı ön plana çıkarmanın ise nankörlük olduğunu ısrarla vurgular.
İslam bu çerçevede güzelliği, estetiği ve insanın bu konudaki meylini doğal karşılar. Ama buna bir kayıt getirmekten de kendini uzak tutmamıştır. Böylece dengeyi korumayı amaçlamaktadır.
Allah Kur’ân-ı Kerim’in ifadesi ile biz kullarını “en güzel şekilde yaratmıştır. Dünyada yarattığı diğer canlıları ise insanın emrine amade kılmıştır. Hal böyle olunca insan gerek psikolojik olarak, gerek güzellik (estetik) amacıyla, gerekse de bir yaralanma veya kaza sonucu bir uzvunu kaybeden ya da şekil bozukluklarına maruz kalan kişiler, vücutlarına bir takım tasarruflar yapılmasını isterler. Böyle bir durumda İslami hassasiyet taşıyan insanların karşısına bu cerrahi operasyonun dini hükmü çıkmaktadır.
SONUÇ
İslam âlimleri de bu konu üzerinde araştırma yapmış ve tartışmışlardır. Buradan hareketle şunları söyleyebiliriz. Vücut üzerinde yapılacak tasarruflarda “tedavi kastı, ihtiyaç veya zaruretin bulunması” esas alınmıştır.
Dolayısıyla insanın, doğuştan getirdiği tabii güzelliğini ve yapısını, salt estetik uğruna değiştirmeye hakkı yoktur. Bu vücut bize bir emanettir. Öyleyse onda ancak Emanet Sahibi'nin gösterdiği istikamette tasarrufta bulunabiliriz. Bunun gibi Cenâb-ı Hakk'ın ihsan ettiği organlarımızın da, daha güzel olması için, onların şeklini değiştirmemiz veya onları büyültüp küçültmemiz caiz değildir. Bu tür ameliyatlar için dökülen yığınla para da israftır. Dünyada bunca fakir insan varken, birilerinin daha güzel görüneceğim diye estetik ameliyatlara dünya kadar para dökmesi dinen caiz olmadığı gibi, bunun vicdanen ve insaniyeten de kabul edilebilir bir yanı yoktur.
Fakat ister yaratılış itibarıyla, isterse trafik veya iş kazası gibi, insanda normal olmayan fizikî bir bozukluk oluştuysa, bu ârızayı düzeltme adına yapılacak işlem bir tedavi sayılır ve bu muamele fıtratı bozmak değil, onu aslî hâline çevirmektir.
Meselenin bir de psikolojik yönü vardır. Yani yaratılış itibarıyla organlarda bir bozukluk yoktur. Normal bir şekilde faaliyetlerini yerine getiriyorlardır. Ancak vücudun bir yanı veya herhangi bir organ görünüş itibarıyla insanı ciddî rahatsız edecek, onun psikolojisini bozacak ve aşamayacağı ruhi rahatsızlığa sebebiyet verecek bir görünümdedir. Böyle bir durumda da yapılacak müdahale o organı fıtrat-ı aslîyesine döndürmek olarak görülmelidir.
Örneğin; doğuştan fazla bir uzvu (parmağı), trafik veya yaralanma sonucu vücutta meydana gelen fizikî bir şekil değişikliği neticesinde yapılan cerrahi müdahaleler tedavi amaçlı operasyon olarak değerlendirilmiştir.
Ayrıca bir kimsenin toplum içerisinde kendisini aşağılık kompleksine iten, aşağılanmasına sebep olan ve psikolojik olarak onu rahatsız eden şekil bozukluklarının, yanıkların vs.nin giderilmesi tedavi mahiyetinde olup caizidir. Çünkü böyle bir olay hilkati değiştirme değil, bir ihtiyaca cevap vermedir.
Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV | |
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
1 | Galatasaray | 20 | 17 | 0 | 3 | 53 | 22 | 54 | +31 |
2 | Fenerbahçe | 20 | 15 | 2 | 3 | 52 | 20 | 48 | +32 |
3 | Samsunspor | 20 | 12 | 4 | 4 | 34 | 19 | 40 | +15 |
4 | Eyüpspor | 20 | 10 | 4 | 6 | 33 | 19 | 36 | +14 |
5 | Göztepe | 20 | 10 | 6 | 4 | 40 | 26 | 34 | +14 |
6 | Beşiktaş | 20 | 8 | 4 | 8 | 29 | 21 | 32 | +8 |
7 | Başakşehir FK | 20 | 8 | 7 | 5 | 35 | 30 | 29 | +5 |
8 | Çaykur Rizespor | 20 | 8 | 9 | 3 | 22 | 31 | 27 | -9 |
9 | Gaziantep FK | 20 | 7 | 8 | 5 | 26 | 28 | 26 | -2 |
10 | Trabzonspor | 19 | 6 | 6 | 7 | 34 | 24 | 25 | +10 |
11 | Alanyaspor | 20 | 6 | 7 | 7 | 24 | 28 | 25 | -4 |
12 | Kasımpaşa | 20 | 5 | 5 | 10 | 32 | 37 | 25 | -5 |
13 | Sivasspor | 20 | 6 | 9 | 5 | 26 | 34 | 23 | -8 |
14 | Antalyaspor | 20 | 6 | 10 | 4 | 22 | 39 | 22 | -17 |
15 | Konyaspor | 20 | 5 | 9 | 6 | 24 | 32 | 21 | -8 |
16 | Bodrum FK | 20 | 4 | 12 | 4 | 14 | 26 | 16 | -12 |
17 | Kayserispor | 19 | 3 | 9 | 7 | 19 | 39 | 16 | -20 |
18 | Hatayspor | 20 | 1 | 12 | 7 | 21 | 37 | 10 | -16 |
19 | Adana Demirspor | 20 | 2 | 16 | 2 | 17 | 45 | 5 | -28 |
Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV | |
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
1 | Kocaelispor | 21 | 14 | 5 | 2 | 34 | 19 | 44 | +15 |
2 | Fatih Karagümrük | 21 | 11 | 5 | 5 | 36 | 20 | 38 | +16 |
3 | Erzurumspor FK | 21 | 11 | 7 | 3 | 26 | 16 | 36 | +10 |
4 | Bandırmaspor | 21 | 9 | 5 | 7 | 29 | 23 | 34 | +6 |
5 | İstanbulspor | 21 | 10 | 8 | 3 | 34 | 24 | 33 | +10 |
6 | Gençlerbirliği | 21 | 9 | 6 | 6 | 23 | 19 | 33 | +4 |
7 | Çorum FK | 21 | 8 | 5 | 8 | 25 | 20 | 32 | +5 |
8 | Boluspor | 21 | 9 | 8 | 4 | 30 | 26 | 31 | +4 |
9 | Keçiörengücü | 21 | 8 | 7 | 6 | 27 | 25 | 30 | +2 |
10 | MKE Ankaragücü | 21 | 9 | 9 | 3 | 27 | 21 | 30 | +6 |
11 | Pendikspor | 21 | 8 | 7 | 6 | 28 | 25 | 30 | +3 |
12 | Amed SK | 21 | 7 | 5 | 9 | 21 | 19 | 30 | +2 |
13 | Esenler Erokspor | 21 | 8 | 8 | 5 | 27 | 26 | 29 | +1 |
14 | Manisa FK | 21 | 9 | 10 | 2 | 26 | 28 | 29 | -2 |
15 | Ümraniyespor | 21 | 8 | 8 | 5 | 30 | 29 | 29 | +1 |
16 | Iğdır FK | 21 | 7 | 9 | 5 | 22 | 23 | 26 | -1 |
17 | Sakaryaspor | 21 | 6 | 7 | 8 | 25 | 29 | 26 | -4 |
18 | Şanlıurfaspor | 21 | 7 | 10 | 4 | 26 | 29 | 25 | -3 |
19 | Adanaspor | 21 | 3 | 11 | 7 | 17 | 37 | 16 | -20 |
20 | Yeni Malatyaspor | 21 | 0 | 21 | 0 | 10 | 65 | 21 | -55 |
Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV | |
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
1 | Sarıyer | 19 | 14 | 0 | 5 | 46 | 9 | 47 | +37 |
2 | Batman Petrolspor | 19 | 13 | 5 | 1 | 35 | 18 | 40 | +17 |
3 | GMG Kastamonuspor | 19 | 11 | 2 | 6 | 32 | 16 | 39 | +16 |
4 | Altınordu | 19 | 10 | 2 | 7 | 35 | 15 | 37 | +20 |
5 | Adana 1954 Futbol Kulübü | 19 | 10 | 5 | 4 | 37 | 20 | 34 | +17 |
6 | 24Erzincanspor | 19 | 8 | 3 | 8 | 28 | 17 | 32 | +11 |
7 | Beykoz Anadolu | 19 | 9 | 6 | 4 | 28 | 24 | 31 | +4 |
8 | İskenderunspor A.Ş. | 18 | 7 | 4 | 7 | 25 | 17 | 28 | +8 |
9 | Fethiyespor | 19 | 7 | 6 | 6 | 24 | 21 | 27 | +3 |
10 | Kırklarelispor | 19 | 5 | 6 | 8 | 21 | 21 | 23 | 0 |
11 | Isparta 32 Spor | 19 | 4 | 6 | 9 | 16 | 19 | 21 | -3 |
12 | Kepezspor FAŞ | 19 | 5 | 9 | 5 | 21 | 27 | 20 | -6 |
13 | İnegölspor | 19 | 4 | 7 | 8 | 18 | 25 | 20 | -7 |
14 | 1461 Trabzon FK | 19 | 5 | 10 | 4 | 22 | 27 | 19 | -5 |
15 | Sincan Belediye Ankaraspor | 19 | 3 | 10 | 6 | 14 | 28 | 15 | -14 |
16 | Karaköprü Belediyespor | 19 | 2 | 10 | 7 | 19 | 33 | 13 | -14 |
17 | Altay | 19 | 4 | 13 | 2 | 16 | 42 | 11 | -26 |
18 | Hes İlaç Afyonspor | 18 | 0 | 17 | 1 | 6 | 64 | 5 | -58 |
Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV | |
---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
1 | Bursaspor | 17 | 13 | 0 | 4 | 36 | 5 | 43 | +31 |
2 | Karşıyaka | 17 | 10 | 3 | 4 | 27 | 14 | 34 | +13 |
3 | Düzcespor | 17 | 9 | 3 | 5 | 26 | 15 | 32 | +11 |
4 | Belediye Kütahyaspor | 17 | 9 | 4 | 4 | 29 | 17 | 31 | +12 |
5 | Muş Spor Kulübü | 17 | 7 | 2 | 8 | 21 | 14 | 29 | +7 |
6 | Silifke Belediye Spor | 17 | 7 | 4 | 6 | 32 | 21 | 27 | +11 |
7 | Anadolu Üniversitesi | 17 | 7 | 5 | 5 | 22 | 13 | 26 | +9 |
8 | Bornova 1877 | 17 | 5 | 5 | 7 | 26 | 26 | 22 | 0 |
9 | Kahramanmaraşspor | 17 | 6 | 7 | 4 | 17 | 22 | 22 | -5 |
10 | Artvin Hopaspor | 17 | 5 | 6 | 6 | 12 | 19 | 21 | -7 |
11 | 23 Elazığ Futbol Kulübü | 17 | 4 | 7 | 6 | 10 | 16 | 18 | -6 |
12 | Tokat Bld Plevnespor | 17 | 3 | 7 | 7 | 11 | 18 | 16 | -7 |
13 | Kırşehir Futbol SK | 17 | 4 | 9 | 4 | 18 | 31 | 16 | -13 |
14 | Bulvarspor | 17 | 2 | 9 | 6 | 15 | 31 | 12 | -16 |
15 | Kuşadasıspor | 17 | 3 | 13 | 1 | 13 | 31 | 10 | -18 |
16 | Ergene Velimeşe | 17 | 2 | 12 | 3 | 7 | 29 | 9 | -22 |
Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
---|---|---|---|
31/01/2025 | Eyüpspor | vs | Sivasspor |
31/01/2025 | Konyaspor | vs | Bodrum FK |
01/02/2025 | Hatayspor | vs | Antalyaspor |
01/02/2025 | Kayserispor | vs | Trabzonspor |
01/02/2025 | Başakşehir FK | vs | Samsunspor |
02/02/2025 | Adana Demirspor | vs | Kasımpaşa |
02/02/2025 | Göztepe | vs | Alanyaspor |
02/02/2025 | Fenerbahçe | vs | Çaykur Rizespor |
03/02/2025 | Gaziantep FK | vs | Galatasaray |
02/02/2025 | Göztepe - Alanyaspor | Alanyaspor ligde deplasmandaki son 7 maçında hiç kazanamadı | Göztepe yenilmez |
02/02/2025 | Fenerbahçe - Çaykur Rizespor | Fenerbahçe ligde evindeki son 6 maçını kazandı | Fenerbahçe kazanır |
03/02/2025 | Gaziantep FK - Galatasaray | Gaziantep FK ligde evindeki son 9 maçında hiç kaybetmedi | Gaziantep FK yenilmez |
03/02/2025 | Gaziantep FK - Galatasaray | Galatasaray ligdeki son 20 maçında hiç kaybetmedi | Galatasaray yenilmez |
Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
---|---|---|---|
31/01/2025 | Çorum FK | vs | Bandırmaspor |
01/02/2025 | Erzurumspor FK | vs | Kocaelispor |
01/02/2025 | Keçiörengücü | vs | Yeni Malatyaspor (H:1) |
01/02/2025 | Gençlerbirliği | vs | Iğdır FK |
01/02/2025 | Pendikspor | vs | Adanaspor |
02/02/2025 | Şanlıurfaspor | vs | İstanbulspor |
02/02/2025 | Ümraniyespor | vs | MKE Ankaragücü |
02/02/2025 | Amed SK | vs | Sakaryaspor |
02/02/2025 | Manisa FK | vs | Fatih Karagümrük |
02/02/2025 | Esenler Erokspor | vs | Boluspor |
Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
---|---|---|---|
01/02/2025 | Beykoz Anadolu | vs | Batman Petrolspor |
01/02/2025 | Fethiyespor | vs | İskenderunspor A.Ş. |
01/02/2025 | GMG Kastamonuspor | vs | Altay |
01/02/2025 | Kepezspor FAŞ | vs | Sarıyer |
01/02/2025 | Kırklarelispor | vs | Adana 01 Futbol Kulübü |
01/02/2025 | 24Erzincanspor | vs | 1461 Trabzon FK |
02/02/2025 | Isparta 32 Spor | vs | Altınordu |
02/02/2025 | İnegölspor | vs | Afyonspor Kulübü |
02/02/2025 | Sincan Belediye Ankaraspor | vs | Karaköprü Belediyespor |
Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
---|---|---|---|
01/02/2025 | Bulvarspor | vs | Düzcespor |
01/02/2025 | Bursaspor | vs | Ergene Velimeşe |
01/02/2025 | Kuşadasıspor | vs | Kahramanmaraşspor |
01/02/2025 | Silifke Belediye Spor | vs | Anadolu Üniversitesi |
02/02/2025 | Artvin Hopaspor | vs | Bornova 1877 |
02/02/2025 | Belediye Kütahyaspor | vs | Muş Spor Kulübü |
02/02/2025 | Kırşehir Futbol SK | vs | Tokat Bld Plevnespor |
02/02/2025 | 23 Elazığ Futbol Kulübü | vs | Karşıyaka |